Atatürk Gençliği

Cevapla
     
Kullanıcı avatarı
moments
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Mesajlar: 5033
Kayıt: 14 Ağu 2008, 18:14
Konum: Almanya
İletişim:

Atatürk Gençliği

Mesaj gönderen moments » 19 Kas 2008, 21:57

Resim
Atatürk’ ün Bursa Söylevi’ nde bahsettiği Türk Gençliği nerede? Artık etliye sütlüye karışmayayım adı altında, kendini toplumsal olaylardan soyutlayan bir gençlikten bahsediyoruz. 12 Eylül sonrası bir şekilde ülkemizde başlayan yozlaşma gün giderek artıyor. “Ülkesinin bayrağına karşı yapılan saldırıyı 4 gün sonra televizyonlarda çıkan Türk Bayrağı’ nı gördükten sonra öğrenen bir üniversite gençliği nasıl olabilir” sorusu bir aydan beri kafamda.
Ben Atatürk’ ün bahsettiği Türk Genci olmak için elimden geleni yaptığıma inanıyorum. Ancak etrafta o kadar çok duyarsızlık görüyorum ki biraz düşünüyorum. Ben mi fazla çabalıyorum yoksa toplumsal olaylara kılını bile kıpırdatmayan çoğunluk mu normali yaşıyor?
Biraz oturup düşünelim...
Ülkemizde okuma-yazma oranı yüksek. Ancak, bilenin sayısı yüksek. Kitaplar alınmıyor, alınsa da bir kenar da süs olarak kalıyor. Bilgi birikimimizi sadece derslerle alakalı olarak görüyoruz. Öğrencilerin önüne konulan ÖSS ile nasıl bir eğitim verilebilir. Üniversiteler eğitim-öğretimi amaçlayan kurumlardır. Ancak sadece öğretime kaçan kurumlarla karşılaşıyoruz. Eğitim namına yapılan şeyler ya çok az ya da içeriksiz. Verilen konferansların çoğu derslerimizle bağlantı kurulacak şekilde.
…Yönetim biçimini güçsüz düşürecek en küçük ya da büyük bir kıpırtı, bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Hemen araya girecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır…*
Bunu yapacak olan gençler, televizyonda, gazetede bu bilinci kazanacak ne kadar şeyle karşı karşıya geliyor. Batının ülkemizde uyguladığı uyutma projesini destekleyen televizyon programlarının etkisi altına sokulmaya çalışılıyoruz. Okullar da bile bir şekilde bu sürece katılmış durumda. Biz gençler, 20 yıl sonra bu ülkenin başındaki insanlar olacağız. Bu toplum bilinci, bu toplumsal bilgiyle mi yapacağız bunu?
Birileri bu gidişe dur demeyecek mi artık? AB ve ABD boyunduruğunda yaşayacaksak niye Milli Mücadele’ yi verdik? Niçin o kadar insanımız öldü? Gençliğin üzerine düşen görevi alması gerektiğine inanıyorum.
Nerdeyse bütün kurumlar, bir şeyler yapabilecek insanların önüne engel koyuyor. Bu toplumsal olsun, bilimsel olsun hepsi için geçerli. Zincirlerle bağlanıyor gençler. Bir baskı ile söylemekten uzaklaştırılıyor bazı sözlerini. Türkiye Cumhuriyeti –anayasanın değişmez maddelerinden biridir- demokratik bir hukuk devletidir. Cumhuriyet olan yerde demokrasinin olmadığı gözle görülür bir durumda ülkemizde. Her zaman yukarılardan baskılar ile bir şeyler yaptırılmıyor. İnsanları provoke eden gruplar ise bunu çok iyi yapmayı öğrenmiş. Yorgun zihinleri ve bedenleri ile orta yaş ve orta yaşı geçmiş bir nesil bir şeyler için çabalarken biz gençlik niye duruyoruz?
Beyinden hasar görmüş bir nesil haline getiriliyoruz. Düşünme kabiliyetimiz bir şekilde aza indirgeniyor. “Ben mi kurtaracağım bu memleketi?” sözü ile neler katacağız bizlerin geleceğine? Bizlerin de çocukları olacak ve onlara yaşanası bir yerler bırakmak zorundayız. Nasıl bizden öncekilerin bizler için yaptığı gibi. Ancak biz sahip çıkamıyoruz onların yapıtına.
Türkiye yeninden bir 80 öncesine sürüklenmeye çalışılıyor. O günleri yaşayanlarla konuştuğumda düşüncelerimin doğru olduğunu biraz daha anlıyorum. Kimse bu kadar savaşçı bir yapıya sahip değildir. Oturup konuşmanın bu kadar uzağında olamaz. Dış ve iç çıkarcıların provokeleri sonrasında bunlar yaşandı. Tekrar bunu yaratmaya çalışıyor. Bir toplumu yıkmak istiyorsan onu kendi kendiyle savaşa sürüklemek en kolay yoldur. Orta Asya Türk Tarihi’ ne bakarsak bunu Çin sürekli olarak yapmıştır. Böl-Parçala-Yok Et üçgeni tarih boyunca birçok ülkenin savaş stratejisi olmuştur. Bunu görmezden gelemeyiz. Yakın zamanda yaşadığımız “Bayrak” olayı bunun için yapılmış bir komploydu. Çocuk yaştaki bir insan bir ülkenin bayrağına bu kadar büyük bir saygısızlık yapmayı düşünemez. Daha sonra yaşanan olaylar ise bana geçmişi hatırlatıyor. Kardeş, kardeşi vurdu o dönemlerde. Düşünce üreten insanlarımız öldü. Aslında herkes aynı şeyi söylüyordu gerekçe olarak. Herkes “Amerikan Emperyalizmine Hayır!” diyordu. Ama sadece bir birlerine karşı bir savaş içindeydiler. Aynı şeyi isteyen insanlar nasıl düşman olmuştu? Bunu oturup uzun uzaydı düşünmek gerekli.
Yeniden aynı olayların yaşanması Türkiye’ yi tamamen geriye atar ve parçalanma noktasına getirir. Bizler buna alet olmamalıyız. Gücümüzü düşüncelerimizle göstermeliyiz. Hem birbirimize hem de bilmesi gerekenlere.
Türk Genci hiçbir zaman tam bağımsızlıktan yoksun bırakılmaz. Gücünü Milli Mücadele Kahramanlarımızdan alan bir gençliğiz biz. Ülkemizi sömürgeleştirmeye çalışan AB-ABD-IMF üçlüsüne her zaman karşı çıkmalıyız. Bizler sömürge bir ülkenin evlatları olarak yaşayamayız.
Atatürk’ ün anladığı Türk Gençliği olmak zorundayız…
Ve… Birgün herkes ɑnlɑr, sevdiğinin kıymetini… Amɑ gidince, Amɑ bitince, Amɑ ölünce… Kısɑcɑ; İş işten geçince!

çelik kapı çeyiz

Cevapla

Sosyal Medya'da Paylaş

     

“TARTIŞMA MEYDANI” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 6 misafir