Farkındalıktaki mucize

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Eceeee
Rep Gücü
Rep Gücü
Mesajlar: 3062
Kayıt: 15 Ağu 2008, 01:43
Konum: Pasifik Okyanusu'nda :)
İletişim:

Farkındalıktaki mucize

Mesaj gönderen Eceeee » 25 Eyl 2010, 20:35

Farkındalık ve mucize Demek ki, tesadüfe inanmak farkında olmamak demektir. Her olayın hiçbir amaca dayanmadan öylesine tesadüfen oluştuğuna inananlar olaylar arasında ilişki olduğunu göremezler. Oysa ki evrende hiçbir olay tümüyle tesadüf eseri ortaya çıkmaz. Ancak bunun şuuruna varmak gerekir. İşte tesadüflerin ardı...ndaki asıl nedenleri görebilenler farkındalık sahibi kişilerdir. Farkında olan insan için yaşam mucize doludur. Mucizelerin farkına varmak da hem coşku hem de tevazu yaratır. Evrenin kendisi bir mucizedir. Sonsuz büyük ve sonsuz uzak mesafelerin varlığından yeni yeni haberdar oluyoruz. Bu sonsuzluk içinde dünyamız o kadar ufak ve anlamsız kalıyor ki bizim bu küçücük dünyada yaşamamız bir mucizedir. Bu mucizenin farkına varmak da insanı mütevazı yapar. Şu koskoca, uçsuz bucaksız, evrende biz neyiz ki? Kendimizi önemli görmemiz için hiçbir neden yok. Ama bizim var olmamız da bir mucize. İnsan vücudu öylesine mükemmel bir sistem ki hayran kalmamak mümkün değil. Bu mucize karşısında da tesadüflerin bulunmadığını görmek, yani insanın da bir küçük evren olduğunun farkındalığına ulaşmak gerekir. Mikro ve makro düzeydeki farkındalığımızın artması, işleyişin mükemmelliği karşısında tevazu sahibi olmayı kolaylaştırır.Kuantuma göre gözleyen ve gözlenen farkındalığı .Her yeni gözlem yeni bir farkındalık yaratabilir. Kesin olarak Yaratır demek pek mümkün değil çünkü gözlemi nasıl yorumladığımız çok önemlidir. Eğer “Önemli değil, sadece bir tesadüftür” derseniz olayı o seviyede kesip daha derine inme gereği duymazsınız. Ama “Bu olayın altında bir neden olmalı” şeklinde düşünüp sorgulamaya devam ederseniz derine inmiş olursunuz ve farkındalığınız da artar. Bizler olayları gözlemlerken aynı zamanda kendimizi de gözlemlemiş oluruz. O olayın bizim başımıza neden geldiğini sorgularken kendimize tarafsız bir gözle bakıp, dıştan gözlemlememiz gerekir. Yani kendi dışımıza çıkıp kendimizi bir nesne gibi gözlememiz gerekir. Demek ki, hem hem de gözlenen biz olmalıyız. Kuantum kuramı der ki; Gözleyen ve gözlenen bir bütün oluştururlar ve birbirlerini etkilerler.” Eğer biz kendimizi gözlersek kendimizi etkilemiş de oluruz. Bu etkileşmenin sonucu değişimdir. İnsan kendini tarafsız bir gözle gözlerse kendini değiştirebilir. Yani farkında olmakla kendimizi değiştiririz. Tersi de doğrudur.Değişmiş olan insan farkında olmuş insandır.Tatmin olmuş olan benlik kendiyle uğraşmaz. Merkezden bakar fakat ben-merkezci değildir. Bu söz bir çelişki gibi gelebilir fakat daha önce sözünü ettiğimiz hem-hem yaklaşımı ve mantığı uygulandığında hiçbir çelişki kalmamaktadır. Tatmin olmuş olan benlik hem ben-merkezcidir hem değildir. Yani, hem kendi hayrına hem de bütünün hayrına çalışır. Biri diğerinin önüne geçmez. Daima farkındalıkla etrafında olanlara katılır. Farkındalıkla etrafta olup bitenlere katıldığınızda sufizmde anlatılan cazibe alanları meydana gelir. İçinizden dışa doğru yayılan bir enerji alanı oluşur ve bu alan çevrenizdeki insanları etkilemeye başlar. Yani cezp edilenken cezp eden olmaya başlarsınız.

Resim
" düş uçacak bahara doğru "

Cevapla

“Güzin abla” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 121 misafir